cross

Artık Yayınlara Mesajınızı Gönderebilirsiniz!

Devam etmek için ENTER'a basın.

LUX: Rosalia’nın Çok Dilli ve Çok Sesli İçsel Ritüeli

Rosalia’nın dördüncü stüdyo albümü LUX, ilk bakışta yeni bir pop albümü gibi görünse de aslında sesin, dilin, kimliğin ve zamana dair bir içsel yolculuğun kaydedilmiş hâli. Albümün adı Latince’de “ışık” anlamına geliyor ve bu başlık, sanatçının kendisiyle, müzikle ve dinleyiciyle kurduğu temasın bir yönünü yansıtıyor: “Karanlıktan çıkarak ışığa yönelmek”. 

Albümdeki sesler, sözler ve atmosfer öylesine çok katmanlı ki dinlerken sık sık “şu an tam ne oluyor?” diye durup düşünmek gerekiyor. Rosalia bu kez ritmik dans parçaları ya da kolay akılda kalan nakaratlarla değil, orkestral geçişlerle, çok dilli vokallerle, klasik müzikten izler taşıyan düzenlemelerle karşımıza çıkıyor. Şarkılar sadece “dinlenmek” için değil, “hissedilmek” için yazılmış gibi. Eleştirmenlerin de vurguladığı gibi, LUX bir pop-albüm olmanın ötesinde bir deneyim.  

Dört bölüme ayrılmış yapısıyla albüm bir konser ya da tiyatro eseri gibi düşünülebilir. Diller arasında geçişler, farklı stüdyolar ve türler arasında atlayışların hepsi bir araya gelerek pop müziğin sınırlarının ötesini kuruyor. Rosalia, albümde tam olarak on üç farklı dil kullanıyor. Her şarkıda farklı bir azizeden ilham aldığını söyleyen şarkıcı, bu dilleri kullanarak bir nevi onlara farklı hikayeler sayesinde saygısını belirtiyor. Sözlerinde aşk, güç, feminen kimlik, yalnızlık, teslimiyet gibi büyük kavramlar dans ediyor. Ancak tüm bunları yüksek perdeden değil, sanki gece yarısında kulağına fısıldar gibi, yavaş ama emin adımlarla yapıyor.

Albümde birkaç parça gözümüze çarpıyor. Çıkış parçası Berghain, Almanca opera ile çok güçlü bir girişle başlıyor ve albümü tanıtırken heyecanın çok yükselmesine neden oldu. La Yugular belki de albümdeki en dokunaklı ve spiritüel parçalardan biri, özellikle Arapça ile harmanlanan bu parçadan etkilenmemek mümkün değil. La Perla ise şarkının altyapısı ve Rosalia’nın geçmiş ilişkileriyle bağlantısı nedeniyle hızla albümdeki en popüler şarkılardan biri oldu.

Albümün güzelliği, aynı zamanda sabır isteyen tarafında yatıyor. İlk dinleyişte “pop hit” beklentisiyle gelen bir kişi, belki de “burada nakarat yok, ritm yüksek değil” diyebilir. Ancak ikinci-üçüncü dinleyişte parçaların detayları çıkar, vokal geçişleri yakalanır, farklı dillerdeki sözcükler anlam kazanmaya başlar. Eleştirmenler de bunu vurguluyor: LUX kolay bir dinleti değil, odak isteyen, kulak ve zihin birlikte çalışmalı diyen bir iş. 

LUX yalnızca Rosalia’nın bir albümü değil, onun sanatçılık macerasındaki yeni bir sayfa. Popun alışılmış formüllerinden sıyrılırken “Ben de buradayım, sesimi, dilimi, kimliğimi duyuruyorum!” diyen bir duruş sunuyor. Eğer siz de hızlıca geçip gidecek bir albüm değil, içinize işleyecek bir albüm arıyorsanız, LUX tam olarak istediğiniz gibi bir albüm.

Daha fazlası için Radyo Bilkent’i takip etmeyi unutmayın!