Bir Beklenti Yaratma ve Bunu Layıkıyla Karşılama Dersi Olarak: The Irishman

Written by on 24 Aralık 2019

2020 geliyor. İnsan zamanın nasıl geçtiğini cidden anlayamıyor. 2030’lara 2000’lerden daha yakın olduğumuz düşüncesi hâlâ kulağa çok çılgınca gelmiyor mu ama? Yeni yıla girerken geçtiğimiz yıl, yani şu anki durumda 2019, hakkında bir iki çift kelam etmek genelde âdettendir ve âdet gereği de söyleyebiliriz ki 2019 tam olarak sinemaseverlerin yılıydı. Çizgi roman külliyatından bilim kurgu türüne pek çok film bekleniyordu. Efsaneleşmiş pek çok yönetmen de yeni çıkacak filmleri için tarih olarak 2010’lu yılların bu son düzlüğünü gösteriyordu. Ama 2019 bu yeni projelerle de yetinmeyip “The Lion King” gibi eski bir efsanenin yeniden yapımını çıkararak tam anlamıyla bütün sinemaseverleri daha yıl başlamadan mest etmişti. Ama bugün sinemaseverlerin yılı olan 2019’u sadece kendisi çıksa bile yine sinemasever yılı yapabilecek bir filmden bahsedeceğiz. Sinema tarihinin gördüğü, daha doğrusu sinema tarihinde daha önce hiç görülmemiş kalitede bir kadroya sahip bir film bu.  Kimilerinin neredeyse dokuz hatta on yıldır beklediği bir film. Ünlü yönetmen Martin Scorsese’nin 27 Kasım’da izleyebildiğimiz filmi “The Irishman”i konuşacağız.


Resim [1]: 2019’da çıkan bazı filmlerin posterleri. https://www.gqindia.com/content/upcoming-hollywood-movies-2019-release-date-cast-synopsis-trailer-and-more

Büyük Beklentiler ve Küçük Endişeler

“The Irishman” aslında sadece bir film değil, tüm sinemaseverler için sancılı ve biraz da uzun bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Film, 2010 yılının sonlarına doğru sinemaseverlere duyuruldu. Zaten üretken bir yönetmen olan Scorsese’nin yeni film haberinin bu kadar ses getirmesinin sebebi ise duyurulan kadroda gizli. Filmin kadrosunda Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci ve Harvey Keitel gibi isimler var. Bu isimlere biraz aşina bir insanın bu film için heyecanlanmaması işten bile değil.  Fakat en gençlerinin 76 yaşında olduğu bu efsane kadro, yarattığı yüksek beklentiyle birlikte tüm sinemaseverlerde bir korku da oluşturdu. Hele hele görsel efektlerle oyuncuların gençleştirileceklerinin duyurulması bu korkuyu iyice perçinledi. Kısacası filmin hem çok güzel hem de beklentilerin altında bir film olması için yeterince sebep vardı. Bu heyecan ve endişeler içerisinde tüm sinemaseverler olarak 27 Kasım gününü iple çektik.


Resim [2]: “The Irishman” kadrosu. Soldan sağa: Joe Pesci, Al Pacino, Martin Scorsese, Harvey Keitel ve Robert De Niro. https://deadline.com/2019/09/the-irishman-takes-bows-at-new-york-film-fest-world-premiere-1202746863/

Ve Film Çıkar

“The Irishman”,  Netflix üzerinden 27 Kasım 2019 tarihinde yayınlandı. Film; gerçek bir hikâyeye dayanan “I Heard You Paint Houses” kitabından uyarlanmış ve bir İrlandalı mafya üyesi olan Frank Sheeran (Robert De Niro)’ın, bir mafya babası olan Russell Bufalino (Joe Pesci) ve bir işçi sendikası yöneticisi olan Jimmy Hoffa (Al Pacino)’yla sıkça ikilemlere düşen ilişkisini konu alıyor. Kennedy Suikastı ve Domuz Körfezi Çıkarması gibi pek çok tarihi konuya da değinen film, konu zenginliği açısından seyirciyi oldukça doyuruyor. Bir film olarak değerlendirecek olursak, filmi izleyen neredeyse herkesin ortak düşüncesindeki gibi, film kesinlikle verdiği yüksek beklentileri karşılıyor. Bazı yerlerde ufak ufak sırıtan görsel efekt kullanımı ve bazılarına ağır başlıyor gibi gelebilecek senaryosu dışında filmin ciddi bir eksiğinin olduğunu söylemek zorken birbirinden güzel pek çok kaliteli filmin çıktığı 2019 yılının en iyi filmlerinden biriydi demek ise çok daha kolay.


Resim [3]: “The Irishman” posteri. https://www.theirishman-movie.com/

Daha Efsane Bir Kadronun Efsane Filmi

Film konusunda söylenebilecek ilk şey, tabii ki de efsane kadrosunun filmdeki oyunculuğu hakkında. Film, oyunculuk açısından oldukça doyurucu bir deneyim sunuyor. Harvey Keitel’ın görece daha az rolünün bulunduğu film, Frank Sheeran rolündeki Robert De Niro’nun oyunculuğuyla göz dolduruyor ama filmde oyunculuk açısından asıl parlayan isimler Joe Pesci ve Al Pacino. Genelde Scorsese ile yaptığı filmlerde daha atik karakterlerle görmeye alıştığımız Joe Pesci, Russell Bufalino rolünde daha ağırbaşlı bir karakter canlandırıyor ve iyi ki de öyle yapıyor. Belki de kariyerindeki en iyi oyunculuklardan birini izliyoruz Joe Pesci’nin. Fakat filmin oyunculuk konusunda asıl yıldızı Al Pacino demek yanlış olmaz sanırım. Daha heyecanlı bir karakter olan Jimmy Hoffa’yı canlandıran Al Pacino, 79 yaşında olmasına rağmen tabiri caizse döktürüyor. Scorsese ile ilk defa çalışan Al Pacino’nun, geç de olsa Scorsese ile bir araya gelmesi çok isabetli bir karar olmuş diyebiliriz.


Resim [4]: “The Irishman” filminden bir görsel. http://myredcarpet.eu/2019/09/the-irishman-il-poster-ufficiale-del-nuovo-film-di-martin-scorsese/

Konu olarak da film gayet doyurucu handikaplar üzerinden akıyor. Her ne kadar tür olarak film; mafya filmleri kategorisine konulsa da filmin asıl dönüm noktaları arkadaşlık, aile, güven, yaşlılık, hırs gibi daha insani ve daha gündelik temalardan kaynaklanıyor. Film zirve noktasına son saatinde ulaşıyor ve bu saat içerisinde yaşananlar filmi asıl efsaneleştiren kısmı oluşturuyor. Bununla birlikte toplamda yaklaşık üç buçuk saat olan film ilk iki buçuk saatinde son bir saatindeki hikayeye hazırlık yaptığı için kimilerine birazcık yavaş akıyor gibi gelebilir. Fakat sabrın sonu selamettir diyerek bu uzun süreye kesinlikle değdiğini söyleyebiliriz filmin.


Resim [5]: “The Irishman”in illüstratif bir posteri.   https://www.newyorker.com/magazine/2019/11/04/remembrance-of-kills-past-in-the-irishman

Herkes Mutlu

Milenyum sonrası kuşağın temsilcileri olarak asıl ürünlerini milenyum öncesinde vermiş bu efsane kadronun böyle efsane bir yapıma imza attığına birinci elden şahit olabilmek zannediyoruz ki çok büyük bir şans. “The Irishman”, hem eski kuşağın hem de yeni kuşağın film beklentilerini harmanlayıp bize altından yapılma olmasa da Robert De Nirolu, Al Pacinolu, Joe Pescili bir tepside sunmayı başarıyor. Sonuç olarak da hem oyuncular hem yönetmen hem de izleyiciler olarak biz, çıkan sonuçtan memnun kalıyoruz. 2020’ye girmeden hemen önce 2010’lu yıllarla birlikte anılacak böyle güzel bir yapımı karşımıza çıkardıkları için de teşekkür ediyoruz. Büyük beklentilerle başlayıp içi fos çıkan filmlerin bolca bulunduğu 2010’lu yıllarda böyle bir filmin çıkması da beklenti karşılayabilme konusunda sektörün ders çıkarması gereken bir şey. O kadar hayal kırıklığına uğradık ki bu son 10 yılda sinema konusunda, artık efsane duyurulardan korkar olduk. “The Irishman”’in sinemacılara verdiği mesaj da aslında bu yönde. Filmdeki repliğin de dediği üzere her şey beklendiği gibi: “It is what it is.”.


Reader's opinions

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *



Continue reading

Next post

Tones and I


Thumbnail
Previous post

OH WONDER


Thumbnail

RadyoBilkent

İçinden Gelen Sesi Dinle

Current track

Title

Artist